18 Şubat 2026
Soru
Cevap
Adak “bir kimsenin dinen yükümlü olmadığı hâlde ibadet cinsinden bir şeyi Allah’a söz vererek kendisi için gerekli kılmasını” ifade eder.
Hiçbir dünyevî menfaat ummadan sırf Allah’ın rızasını kazanmak veya O’na şükretmek için adakta bulunmakta bir sakınca yoktur. Ancak kişinin dünyevî amaçlarla belli şartlara bağlı olarak adakta bulunması doğru görülmemiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Adak, hiçbir şeyin meydana gelmesini etkilemez. Sadece cimrinin malını eksiltmiş olur.” (Buhârî, Eymân, 26 [6693]; Müslim, Nezir, 2 [1639]); “Adak bir şeyin gerçekleşmesini ne öne alır ne de erteler…” (Buhârî, Eymân, 26 [6692]; Müslim, Nezir, 3 [1639]).
İslam’da ibadet kastıyla da olsa kişinin yerine getirmekte güçlük çekmesine, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin dara düşmesine, başkasına el açar hale gelmesine sebep olacak tutum ve tasarruflarda bulunması doğru görülmemiştir. Bu çerçevede mal varlığının/gelirin tamamının adanması durumunda aşağıdaki hükümler doğrultusunda hareket edilir:
1. Mal varlığının/gelirin tamamının tasadduk edilmesi, gerçekleşmesi istenmeyen bir şarta bağlanmışsa; bu yemin anlamı taşır; dolayısıyla bu durumda yemin kefâreti yeterlidir. (Serahsî, el-Mebsût, 8/135-136;Kâsânî, Bedâ’i, 5/90-91; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/461-462;Şirbînî, Muğni’l Muhtâc, 6/252). Örneğin bir daha yalan söylediği takdirde malının tamamını veya her ay aldığı maaşını tasadduk etmeyi adamak böyledir.
2. Mal varlığının/gelirin tamamının tasadduk edilmesi, gerçekleşmesi arzulanan bir şarta bağlanmışsa, bu durumda bazı fakihlerin görüşü doğrultusunda mal varlığının veya gelirin üçte biri tasadduk edilerek adak yerine getirilir. (bk. İbn Kudâme, el-Muğnî, 10/9-10; İbn Abdilber, el-Kâfî, 1/460) Örneğin hastası iyileştiği takdirde malının veya alacağı maaşların tamamını tasadduk etmeyi adamak böyledir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) malının tamamını bağışlamak isteyen bir sahabiye "Üçte biri senin için yeterlidir" buyurmuştur. (Abdürrezzak, Musannef, 9/74; İbn Hibbân, Sahîh, 8/165) Kaldı ki İslam, kişiye gücünün yetmediği bir şeyi yüklemediğinden, tasadduk amacıyla da olsa kişinin malının tamamını elden çıkarıp muhtaç ve sefil duruma düşmesi doğru değildir.
3. Mal varlığının/gelirinin tamamını tasadduk etmeyi adayan kimseye, bunun üçte birini tasadduk ettiği takdirde kendisinin ve ailesinin nafakasını temin edememesi veya temel ihtiyaçlarını karşılayamaması durumunda, yemin kefâreti yeterlidir. Çünkü bu durumda güç yetirilemeyen bir şey adanmış olmaktadır. Nitekim Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim güç yetiremeyeceği bir adak adarsa onun kefâreti yemin kefâretidir.” (İbn Mâce, Keffârât, 17 [2128]; Dârekutnî, es-Sünen, 5/279 [4318]).
Anahtar Kelimeler
Kurul Karar No
- Kurul Karar No:
- 8
- Tarih:
- 18.02.2026
- Ana Alan:
- ZEKAT ve SADAKA
- Alt Alan:
- Sadaka ve İnfak